Friday, August 7, 2009

çarş

yaşa taşa başa oturulmaz denir ki bu üçlüye oturmamak konusunda benim de etrafımdaki pek çok insan gibi karakterli bir duruşum vardır.
oysa çarşamba gecesi adıma ayrılmış bir koltuk olmasına karşın merdivenlerde kendime güzel bir yuva yaptım. güneşin gün boyunca ebesinin dikine gönderdiği ışınlarla ısınmış betona yayılıp beraberimdeki beşbin arkadaşımla verdiğimiz "kind reception"ın başlaması için hazır konuma geldik.
75 yaşıydı, sahne performansıydı, mükemmele yakın playlist seçimiydi falan bir yana da, kendinden geçip şarkılara dahi eşlik edemeyen bir kitle yarattı adam. ya da hiç kimse "haleluya" dışında bir cohen şarkısı bilmiyordu. anasını satayım beş bin kişi cemil topuzluyu açık hava kilisesine çevirip "haleeeeluuuya" diye bağırdı.
iki gündür "ulan bir sene bekledim bu konseri, iki satır birşey yazayım" diyordum da mal gibi geziyordum. masal gibi, düş gibi birşey, hayatta bir kere yaşanacak bir deneyim. cohen geçmiş karşımda "suzanne" diyor, "so long marienne" diyor, "partisan" diyor, ilintili hatıralar, hissiyatlar saklandıkları yerden itinayla çıkıyor, tüyler diken diken, dolunay güneşin yerini almış sahnenin tepesinden "buyrun gençler, ikramım olsun" diyor..
ben bir sigara yakıyorum, yanımda benden önce sigarasını yakan adamı görevli uyarıyor, konserin sonunda famous blue raincoat başlayınca "s.kerim böyle işin ızdırabını" diyip bir sigara daha yakıyorum, kuruş da ceza ödemiyorum.

maaşımdan kesilen vergiye saysınlar.

2 comments:

Unknown said...

caldi demek ha. bana bir tesekkur borclusun o zaman. konserden once sormustun bana hatirliyor musun? caliyor mu unlu mavi yagmurlugu diye. ben de hayir demistim, sen de uzulmustun. aradim soyledim beterbocege (leo). cal dedim, bir arkadasim gelecek onun icin. kalbimi cok kirdi siirleriyle ama beni hic kirmadi. ne de olsa bir hukugumuz var chelsea hotel gunlerinden.

emrahozkan said...

kırmadı sağolsun, gider ayak da "umarım memnun kalmışsınızdır" dedi. hep bir ağızdan "olma mı" dedik