Wednesday, June 10, 2009

mr brown

ingilizce mühendislik eğitimi almamı veya lost'u altyazısız izliyor olmamı yeterli görmemiş olacaklarki en son iş görüşmesine gittiğim yerden bir de ingilizce yeterlilik sınavına girmek üzere levent'teki bir dil okuluna yönlendirildim.
ingilizce ve kullanım alanları üzerine hoş bir sohbet şeklinde geçen sözlü mülakat sonrası belki de aylar boyunca duyduğum en güzel sözleri işittim: "your english is perfect. how long have you been learning it?"**

şimdi insanın hayattaki konumu ne olursa olsun, yabancı dil mevzusunda övgü alınca olumlu tepkiyi gizlemeye çalışmak zor olabiliyor. hazırlık öğrencisi de olsa, atom parçalayan bilim adamı da olsa bir yabancı tarafından "oo mistır, ingilizceniz de fevkaladeymiş" diye övüldüğünde insanı insan yapan bütün birikimlerini bir kenara atacak kadar tırt bir konuma geliyor. hele o suratta beliren "mutluluğumu gizleyemiyorum, artık benim de tutunacak bir dalım var" anlamına gelen aptal sırıtma yok mu.. ben özellikle ona çare bulamadım. elin adamı, "oo mistır, siz de pek yavşakmışsınız, iki cümlelik karakteriniz varmış" dese yeriydi.
sınav sonrası teşekkür edip yola koyuldum. kapıdan çıkarken aklıma geldi:

"ya" dedim. "hacım, ne kadar güzel bir kurs yapmışsınız böyle. aynı liverpool gibi"


** I was born in English

1 comments:

Deniz said...

lıverpoolda yol sormam gerektı gecenlerde, cevabi aldigim gibi bir de ardindan, ingilizceniz ne guzelmis dedi. ya dedim heralde guzel, almanca konusacak halimiz yok ya gozunu sevdigim sehrinde. almanlardan bahsedince ortam gerilir gibi oldu.