Monday, March 2, 2009

minik bir sevgi hikayesi

bilinmeyen bir zamanda iki yaşlı adam, bilinmeyen bir hastanenin bilinmeyen bir odasında tedavi görüyorlardı. rahmi ve cevdet adındaki bu iki adamdan bir tanesinin (rahmi) yatağı cam kenarında (window) diğerinin ki ise duvar tarafındaydı (aisle).

rahmi dede, hastane dahilinde gerek personel gerekse de diğer hasta yakınları tarafından sevilen, güler yüzlü, pamuk gibi bir adamdı. durumunu kontrol etmeye gelen doktor ve hemşirelere sıcak davranıyor, hal-hatırlarını soruyor, işlerini yapmalarına elinden geldiğince yardımcı oluyordu. hatta bazı çalışanlar zaman zaman gelip ona dertlerini anlatıyor, rahmi dede de kendi evlatlarının sıkıntılarıyla ilgilenir gibi onlara çare üretmeye çalışıyordu. haftada iki kez kendisini ziyarete gelen çocukları ve torunlarıyla ise en güzel zamanlarını geçiriyordu.
öte yandan cevdet dede, yanındaki bu nur yüzlü adama tezat, hastane personelini canından bezdirip mesleğinden soğutmuş aksi ve huysuz bir ihtiyardı. öyle ki hastabakıcılara zorla sigara aldırmaya çalışıyor, kendisini uyaran doktorları "s.ktir lan yavşak zararlıysa sen niye içiyosun" diye azarlıyor, ilaç saatinde yanına gelen hemşirelerin g.tüne bakıyor zaman zaman pandik bile atıyordu.

hayatlarının son dönemlerini oldukça farklı şekillerde yaşayan bu iki adamın birbirleriyle diyalogları da ilginçti. rahmi dede herkese takındığı güler yüzlü tavrını kader arkadaşı olarak gördüğü cevdet'ten de esirgemiyor, her sabah sıcak bir "günaydın"la başlayan gün boyunca camdan gördüğü insanları, onların hayatlarına dair küçük detayları arkadaşına anlatıyordu. ziyaret günlerinde torunlarına, ailesiyle arası bozuk olduğu için yalnız kalan cevdet dedeleriyle de ilgilenmelerini söylüyordu. ancak cevdet, elini öpmek için kendisine koşan küçük çocukları "gelmeyin la piç kuruları hepinize iğne yaparım" diyerek püskürtüyordu.

birgün yine rahmi dede, camdan dışarıya doğru bakıp "ah cevdetçim, sana dün anlattığım kırmızı montlu kız vardı ya, hani sevgilisinin yanından ağlayarak uzaklaşan, işte onlar gene bir araya gelmişler, çocuk kıza çiçek almış el ele yürüyorlar!" dedi. cevdet "hı hı" diye onayladı. rahmi dede devam etti:
"aa, parkın çiçekleri açmış, havalar da iyice ısında bahar geliyor tabi. çocuklar montlarını çıkarıp koşturuyorlar, e tabi sonra çok terleyip hasta olurlar."
"anlıyorum !"
rahmi dede durmuyordu:
"hayat ne kadar güzel ya. insanlar cıvıl cıvıl.. aa bak öğrenciler okullarından çıkm.."
cevdet'in hastane koridorlarını yankılatan isyanı başladı:
"birader sus yeter be allahın adını verdim yeter. ne pis muhabbetin varmış ya. hayır bi de biliyorum, pencerenin karşısında duvar var, yavşak, anlamıyo muyum sanki hergün g.tünden uydurup uydurup anlatıyosun. yeter be sana bir torunlarına iki. şurda ağız tadıyla geberip gidemedik kulağımı s.ktin attın kenara, valla hastabakıcı ekrem kadar bile beynin yok. o da mal senin gibi, halbuki bi karton malbuş getirse bi aylık maaşı kadar para vericektim ama keriz işte gitti doktora söyledi"
bu kadar aksiyon rahmi dedenin yorgun bedenine fazla gelmiş, yıllar yılı gece gündüz demeden çalışmış kalbini sekteye uğratmıştı. bir anda elini göğsüne götürüp kalbinden yayılan korkunç ağrıyı dindirmeye çalıştı. cevdet de paniklemişti:
"hasktir lan, olum, rahmi, tamam lan bişe demiyom anlat nolmuş çocuklar kırmızı mont mu giymişler he? hadi rahmi, hadi koçum, şş ölme lan. lan hemşire! koş herif gidiyor!"

ertesi gün cevdet uyandığında sol tarafında rahmi dede'nin boş yatağını gördü. bir kaç dakika sonra hastabakıcılar içeri girdi. kendisine dönüp "evet cevdet amca, cam kenarındaki yatağa geçme sırası senindir hadi bakalım" diyen görevliye "yok yerim iyi benim rahat bırakın beni" diyemeden kendisini cam kenarındaki yatakta buldu. bu sırada odaya başka bir yaşlı adam girmişti. hastabakıcı iki ihtiyarı tanıştırdı.
odada yalnız kaldıktan sonra ilk beş on dakika birşey konuşmadılar. bir süre sonra yeni "kader arkadaşı" cevdet amca'ya seslendi: "arkadaşım gerçekten çok şanslısın, cam kenarındaki yatağı kapmışsın. ee anlatsana neler görüyorsun?"
cevdet amca sakince cevapladı: "ebenin .mını görüyorum"

4 comments:

tankut said...

cevdet amca'da mı halüsnasyonlara başlamış yani?

emrahozkan said...

olmadı

emrahozkan said...

tankut ne halüsinasyonu ya

Unknown said...

ben yazidan cok tankut'un yoruma guldum acikcasi. :(